Allah(C.C) meleklerine ;’’ Adem’e secde edin ‘’ demişti.Kabul ettiler.Sadece biri hariç. Adem topraktan yaratılmıştı, O ise ateşten. Dedi ki Şeytan;’’Ben istersem toprağı şekilden şekil’e sokarım istersem seramik bir vazo, istersem camdan bir şişe.’’Ama unutmuştu ki; hava olmadan ateş yanmaz, Su ise ateşi söndürür.Ateş, Hava, Su, Toprak Ademde hepsi mevcuttu.
Gelelim secde meselesine; apaçık diyor ki kuran ;’’sen İnsan’a (Adem) secde eden misin? (yani melek mi?), yoksa müddet verilenlerden misin? (Şeytan mı?). Şeytana neden müddet verildi? Çünkü o BEN varım, BEN üstünüm, BEN kimseyi tanımam (ama bu arada hatırlatmak gerek ki Şeytan da bir melek ti ve Allah’a(C.C.) secde etmekteydi) yani BEN diyen Şeytan dı.
Allah(C.C) İnsanı meleklerine;’’halifem’’ diye tanıttı. Yani ATEŞ, HAVA, SU, TOPRAK’ ı onun eline varlığına vermişti. Ondan istediği ise Toprak bedeninde var olan Su ve Hava ile kendisine isyan edebilen Ateşi dengede tutabilmesiydi. Öyle mükemmel (Adil) yasalar koymuştu ki evrenin her noktasında, şaşmasına imkan yoktu. Allah’ın(C.C) iradesi mükemmel yasalarını koymuş bize ise cüz-i bir irade bırakmıştı ve;‘’ sen yasalar çerçevesinde özgürsün’’ demişti. Toprak olmak, Su, Ateş ya da Hava olmak bize kalmıştı.
Ateş olursan eğer suyun buharlaşır, havan tükenir sonuçta kendin de sönersin ve sadece TOPRAK kalırsın. Tohum atılmadan, sulanmadan, havasız ve yeterli miktarda Ateş olmadan da asla Can bulamazsın. Tohum atılıp ta bunlardan birisi (Ateş, Hava, Su) az ya da çok olursa yine yaşayamazsın. Sen Toprak olduğunu kabul et ki Ateş, Hava, Su sana secde etsinler.
Umut eder, bekler gözü yollarda Geciktirme dosta verdiğin sözü Günler gelir geçer, yalan dünyada Erteleme dosta verdiğin sözü Dost yürekte yaşar, ruhu Mevla'da Yalan, dolan gördüğün bu dünya da Sevdi isen selam ver sen bu dosta Öteleme dosta verdiğin sözü Bir selam, merhaba unutulanda Dostlar çekip gider, vakti dolanda Gönlü kalır, ruhu sonsuz olsa da Örseleme dosta verdiğin sözü
Bir bedene girip, Tutsak olanda Gönül koydu, dosttan ayrı kalanda Dostun dosta bir niyazı olanda İteleme dosta verdiğin sözü.
Nice dostlar gelip geçti yalan dünyadan Ne tutarsın kahbe felek, kastın bana mı Zeki, Barış, Zeynep, Neşet aldın yanımdan Yalancı dünyada zulmün, dostun bana mı?
Gel de artık razı ol sen tutsak kulundan
Sevdiklerin hep yanında, hazan bana mı
Dönmedim ki bir an senin sevda yolundan
Sevdim seni, yandım sana, hicran bana mı
Yeryüzünde sohbetimiz kesildi Yar yüzünde seni görem demiştik Yar yolları kapanmış da gelmedi Biz onu da sensin bilip sevmiştik Gün gelip de geçer oldu, yar bize Bu diyarlar artık oldu dar bize Kimim kimsem senden başka yok imiş Ana, baba, bacı, kardeş el bize Bekir Bektaş sen sendekiyle yetin Yar biliyor gönlündeki niyetin Başka bir yer başka bir şey arama Bir tek aşk var o da senin ziynetin
Bak kimse kalmadı bizden başka; ne seyirci, ne oyuncu yaşamın basamaklarında. Geçmişe donup kalmış iki kişi gibi, bırakıp gittiler bizi. Yalnız başına sanma kendini Geleceğinde ben varım, geçmişimde sen. Dön arkanı geçmişe, geleceğine gel gör beni Aşk neyledi.
Ve güneş, Son bir kez daha doğacak mabedinin üstüne. Ellerin Son bir kez daha aynalık edecekler tapınırken, kendi mezarlarına. Temizlemen gerek, dünyayı Senden. Yıkılacak çünkü bu mabet, sen çekip giderken TUTSAK. Ona; ''ELVEDA'' derken...
Her kulun cihanda bir penahı var, Her ehl-i halın bir kıblegahı var, Herkesin bir aşkı, bir ilahı var, Benim Tanrım güzelliktir, sevgidir.
Haz etmedim fırkadan, cemiyetten, Zevk alamam harpten, siyasetten, Bir şey duymam felsefeden, hikmetten, Benim ruhum güzelliktir, sevgidir.
Güzel sevimlidir, cellat olsa da, Sevgi hoştur, sonu feryat olsa da, Uğrunda benliğim berbat olsa da, Son dildarım güzelliktir, sevgidir.
Güzelsiz bir gülşen zindana benzer, Sevgisiz bir başta akrepler gezer, Ne görsem, hangi bezme etsem güzar, Hep duyduğum güzelliktir, sevgidir.
Hüseyin Cavit
Hüseyin Abdullah oğlu Rasizade. Ünlü Azerbaycan şairi ve dramaturgudur. 1882 yılında Nahçıvan’da doğmuştur. İlk eğitimini Nahçıvan’da molla okulunda, orta eğitimini Mekteb-i terbiye adlı yeni usullu okulda almıştır (1894-1898). 1899-1903 yıllarında Güney Azerbaycan’da Tebriz’in Talibiye medresesinde eğitimine devam etmiştir. Hüseyin Cavit yüksek tahsilini İstanbul üniversitesi’nin edebiyat fakültesinde almıştır (1909). Nahçıvan, Gence, Tiflis ve 1915 yılından itibaren de Bakü’de öğretmenlik yapmıştır. 1941 yılında Sibirya’da ölmüştür. Haydar Aliyev tarafından naşı Sibirya’dan Nahçıvan’a getirtilmiş ve adına anıt mezar dikilmiştir.
Ne istersin benden ya Rab Seni senden mi çok sevdim Şah damarımdan yakınken Sevgiliyi ben mi sevdim? Sana kıskançtır diyorlar Senden ayrı yar mı sevdim Sensiz yaprak kıpırdamaz Kendiliğimden mi sevdim? Aşıkların dervişlerin Hepsini de Sensin bildim Tutsak kulun sana aşık Aşktan başka yol mu sevdim?