Bu fotoğraf gene uzun zamandır yazmak istediğim bir konuyu yazmama vesile oldu.Einstein’ın izafiyet teorisini neden yola çıkarak ortaya attığının kısa bir öyküsü vardır. Belki pek çoğumuzun bildiği ama ben bir kez daha onunla başlamak istiyorum: Sevgilisiyle çok mutlu olduğu bir an da nasıl sabit kalabileceklerini düşünürken bir saat görür ve bu saat nasıl olurda hep aynı zamanı gösterir diye düşünür ve o anda saatten ışık hızı ile uzaklaşmak mümkün olsaydı, saatin o andaki görüntüsü hep gözümüze yansıyacağı için saatin hep aynı zamanı göstereceğini fark eder ve bunun üzerine izafiyet teorisini geliştirir.
Gelelim Kuran da ve bilimde Zaman kavramına;
KURANDA ZAMAN
Buyurur: "Yeryüzünde yıllar sayısıyla ne kadar kaldınız''Derler: "Bir gün yahut günün bir kısmı kadar; sayanlara sor. Buyurdu: "Sadece birazcık kaldınız. Keşke biliyor olsaydınız." (Müminun Suresi, 112-114)
"Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir." (Mearic Suresi, 4)
"Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir." (Secde Suresi, 5)
Kuran-ı Kerim ayrıca, "Yedi Uyurlar" olarak bilinen, üçyüzdokuz yılına eşdeğer sürede mağarada kalan, uyandıklarında ise kendilerini sanki bir gün ya da günün birkaç saati kadar mağarada kaldıklarını hisseden genç bir topluluktan bahseder: ... İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir..." (Kehf Suresi, 19)
"Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar." (Kehf Suresi, 25)
BİLİMDE ZAMAN
İzafiyet Teorisi nedir?
Tam Türkçesi ''Görecelik Teorisi'' olan izafiyet teorisi üç bölüme ayrılır. Bir bölümü çeşitli hızlardaki araçlar veya maddelerde geçen zamanın, uzay-zaman içinde değişik konumlarda bulunan gözlemcilere göre ''göreceli'' olduğunu varsayan bir teoridir.Ünlü fizikçi Einstein, sonlu ve eğrisel olduğunu düşündüğü evrenin dört boyutlu olduğunu, dördüncü boyutun zaman olduğunu ileri sürmüştü.İki değişik örnek verebiliriz buna:
1. Dünyadan aynı anda üç uzay gemisinin 10 milyon ışık yılı uzaklıktaki ''X'' yıldızına doğru hareket ettiğini varsayalım.Birinci gemi ışık hızının altın da, ikinci.gemi ışık hızında ve üçüncü gemi de ışık hızının üstünde hareket etsin ve belirlenmiş bir anda üçünden de gezegen hakkında bilgi vermeleri istenmiş olsun.Aynı anda üç gemiden gelen mesajlar şöyle olacaktır.
• Birinci gemi: ''şu anda yıldızı görüyorum.''
• İkinci gemi: ''şu anda yıldızın patladığını görüyorum''
• Üçüncü gemi: ''şu anda böyle bir yıldız yok göremiyorum''
Yıldızın var olduğunu düşünmemiz bizim gözümüze ulaşan ışığından dolayıdır. Aslında çok uzun süre önce patlamış olan ve bize olan mesafesi 10 milyon ışık yılı olan yıldızın ışığı bize gelmeye devam ettiğinden biz onun varolduğunu sanmaktayız. Güneş ışığı bize saniyede 300 bin km. hızla, 150 milyon km.lik yolu 8 dakikada alarak ulaşmaktadır. Oysa ışığı bize 8 saatte, 8 günde, 8 ayda, 8 yılda hatta 8 milyar yılda ulaşan yıldızlar vardır. Işığı bize bin yılda ulaşan bir yıldızın şu andaki halini değil, bin yıl önceki vaziyetini görüyoruz demektir.
2. Mesela ışık hızına yakın bir süratle giden bir uzay gemisini, dünyada ikizi bulunan birinin kullandığını varsayalım.10 yıllık bir seyahate çıkıp dünyaya geri döndüğünde, uzay gemisini kullanan ikiz, dünyada kendisini bekleyen ikizinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır.Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle hareket ettiği için, onun saatiyle on yıl , dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl olabilecektir.
İkinci bir teori ise: Zaman kimilerine göre kendi üstüne doğru bir sarmal çizerek geleceğe ve geçmişe uzanan sonsuz bir sarmal yapıdadır(Zaman akımı salyangozun eğri sarmal çizğileri gibi kendi üstüne bükülüp kapanarak sonsuza uzanan çizğilermidir?). Zamanı daha iyi tanımlayabilmek için bir kutu içindeki bir filim rulosunu düşünün. O ruloda birbirinden ayrı kareler(zaman çerçeveleri) içinde görüntüler vardır.Tüm zamanları içine alan ''sonsuz şimdi'' ye bir rula halinde baktığımızda, böyle ayrı ayrı zaman dilimi çerçevelerinin olduğunu görmek kolaydır.Bununla birlikte eğer onlardaki sürekliliği anlamak isterseniz, dördüncü boyutta duran bu üç boyutlu filim rulosunu bir projektörden geçirmek zorundasınız.Böylece dördüncü boyut üstünde hareket eden bilincinizin bir tür projektör olduğunu söyleyebiliriz ve o film kareleri ister geçmişinize ait olsun, ister bu yaşamınıza ait olsun ister gelecekteki görüntülere ait yaşamlar olsun, o filim rulosundaki karelerden birine her ne zaman bakarsanız, o çerçeve içindeki donmuş resmi görebilirsiniz.Ancak, sürekliliği görmek isterseniz, filim rulosundaki her bir karenin birbiri ardına başından sonuna dek dördüncü boyut doğrultusunda ilerleyen bilincimizin üstüne yansıtılarak göz önünden geçirilmesi lazım.Fakat zaten tüm zaman kareleri(zaman dilimleri)nin hepsi o filim rulosunda mevcuttur.
Yani ezelden ebede herşey sadece bir anda mevcut, aslında herşey olmuş ve bitmiş sadece biz kendimizi VARsayıyoruz. Demek ki herşey bir illüzyondan ibaret.
Kaynak ve daha fazla ayrıntı BURADA