NilGÜNce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NilGÜNce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2009 Cumartesi

TESLİMİYET


İnsan yaşadığı her gün iyi veya kötü birşeyle yenileniyor . Yaşadıklarını kabullenmekle beraber başına gelenlerin nedenini sorgulamaya; nerede hata ettiğini bulmaya çalışıyor.

Ben yaşamım boyunca hergünü her saati dolu dolu yaşadım. Ama aile hayatımda, ama iş hayatımda, ama eş dost ve arkadaşlarımla. Eğrisiyle doğrusu ile dopdolu bir hayattı benim için. Bu gün nerdesin derseniz hala öğrenme ve aklımca öğretmekle meşgulüm.

Geçtiğimiz hafta acılar, çaresizlik içinde kıvrandığım, yandığım saatlerle dolu idi. Dün gece anladım ki ben kendi çabalarımla birşeyler yapmaya çalıştıkça o ısrarcı olduğum konuda yeni açmazlarla karşılaşıyorum. Karar verdim eşimin hep dediği gibi eğer Tanrı istemez izin vermezse istediğin kadar insanlara doğru yolu göster, o asla doğruya yönelmeyecektir. Ben omzumda taşıdığım bu yükün eğer isterse Yüce Rabbimin izniyle hallolalacağını anladım. Bugün ise hiç aklımda yokken eşimle konuşmalarımız öyle bir noktaya geldi ki aslında arasak aradığımız her cevabı içinde saklayan Kur'an-ı Kerim' e bakmak, okurken rahatlamak gereği hissettik. Sadece üç sure okumuştuk ki; onlar rastgele seçilmişlerdi (İnşirah, Müzemmil ve Müseddir sureleri). Bana dün gece verdiğim kararın doğruluğunu bir kez daha gösterdi.

Evet birşeyin olmasını, ya da düzelip doğru yöne meyletmesini istemek yada kişileri yönlendirmek güzel. Ama sadece onlara doğruları söylemek ve sonra seçimi onlara bırakmak lazım; çünkü yalnızca öğretmek yönlendirmek yetmiyor. Bir de buna Tanrının rızası gerek. Ben bugüne, bugün öğrendiklerime şükrediyorum; ve diyorum ki iyi ki yanımda beni böylesine anlayan candostum, eşim var. Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden gülümseme eksik olmasın.
DOSTÇAKALIN

13 Mayıs 2009 Çarşamba

HOŞBULDUK BEN NİLGÜN


Yüreğim acıyor. Onca yıl çektiklerimden sonra, düz ve doğru olma çabalarımdan sonra elimde kalan elma şekerinin çubuğuna bakıyorum da, o da kırık. Bir yanda kendi hastalıklarım, bir yanda tuvaletini yaptığını farkedemeyen, çevrede halisünasyonlar gören, sürekli hırsız korkusu yaşayan bir ana, bunca yıllık çabama rağmen yanlışlarını düzeltemediğim bir evlat, onu düzeltmek adına eşimden duyduğum balyoz gibi laflar.Sanki kafama kakılması gerekiyor. Rahmetli anneannem derdi ki;''zalimden alim, alimden zalim olmaz'', ben de karıştırdım kimin alim, kimin zalim olduğunu. Dilerim yaşadığım ikilem, üçlem, beşlem biter. Kulakları çınlasın bir arkadaşım derdi ki; ''bir evlilikte sevgi gerek ama yeter şart değil''. Haklıymış! Evlilik için özveri , sevgi sadakat ve her türlü kötülüğe göğüs germek gerekir.Ben eşimle bunları yaşıyorum ama; kızımın nasıl algılayıp yaşayacağını bilemiyorum şimdi gördüğüm; sadece aptal aşık. Ben ne işimde ,ne özel hayatımda kolay pes eden bir insan değilim. Her zaman savaşçı oldum; yazık ki sonuç sıfır. İstediğim yerde değilim; sevenim çok, ama ben mutlu değilim. Kocam olmasa bugün ölürüm.Kendimi hayata yenilmiş küskün ve berbat hissediyorum. Hani şarkı diyor ya;
'' Son ümidim de bitti,
Kuş gibi uçtu gitti.
Geri kalan hep yalan,
İçimde acı hicran''.
Biliyor musunuz bugün babamın üç ay önce öldüğünü öğrendim. Onun ne kadar bencil olduğunu, sadece kendisi için yaşadığını bir kez daha gördüm. Dilerim ben ve annem öbür dünyaya gidene dek bize yaptıkları ve istese tamir edebileceği halde yapmadığı şeyler, göstermediği sevgisi için ikimizi de dikine beklesin....AMİN! Ben affetmiyorum, umarım yüce rabbim onu affeder.Tüm çevresine fakir babası idi,ne olurdu biraz da benim babam olmayı deneseydi !